Paylı Mülkiyette Paydaştıktan Çıkarma ve Kanuni Şuf'a Hakkı

Güncelleme tarihi: 3 May 2021

Emir ULUAT*


Paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti “Mülkiyet” başlığının “Birlikte Mülkiyet” bölümünü oluşturur. Burada paylı mülkiyette paydaşlıktan çıkarma konusunu üzerine değineceğiz. İlk olarak paylı mülkiyet tanımına bakmamız gerekir.

Paylı Mülkiyet:

Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin, tamamına belli paylarla maliktir (MK. 688/1). Yukarıdaki maddede anlayacağımız üzere bir eşya üzerinde birden fazla kişinin payı vardır fakat bu paylar henüz bölüşülmemiş olduğu için kişilere düşen payın miktarı belli değildir. Başka türlü belirlenmedikçe paylar eşit sayılır (MK. 688/2). Her malik kendi payından sorumludur ve paylı mal üzerinde tasarruf yetkisi (devredebilir, rehnedilebilir ve alacaklıları tarafından haczettirilebilir) vardır.

Paydaşlıktan Çıkarma

Paydaşın çıkarılması: Paylı mülkiyette paydaşın çıkarılması için belli şartlar gerekir. Medeni Kanunun 696. Maddesine göre “Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların tamamına veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde çiğneyen paydaş, bu yüzden onlar için paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirmişse mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkarılabilir.” şeklinde bu şartlar belirtilmiştir. Paydaşın çıkarılması için dava açılması gerekir. Dava açılması kararı aksi kararlaştırılmadıkça pay ve paydaşların çoğunluğuyla belirlenir (MK.696/2). Hakim bu çıkarmayı haklı görürse ve çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmı maldan ayırmaya olanak varsa hâkim bu ayırmayı yaparak ayrılan payı çıkarılan paydaşa özgülenmesine karar verir (MK. 696/3). Eğer paydaki malın ayrılması mümkün değilse paydaki malın dava tarihindeki değeriyle kendilerine devrini isteyen paydaş ve paydaşlar bu istemlerini paydaşlıktan çıkarma istemi ile birlikte ileri sürmek zorundadırlar. Hakim karar vermeden önce re’sen belirleyeceği uygun bir süre içinde pay değerinin ödenmesine karar verir. Dava kabul edildiğinde ise payın istemde bulunan adına tesciline hükmolunur (MK.696/4). İşte tam olarak burada paydaşlara kanuni şuf’a hakkı devreye girmektedir. TMK. madde 732’ye göre “Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilirler” denmektedir. Kural olarak baktığımızda ön alım hakkı sadece paylı mülkiyette söz konusu olacaktır ve diğer paydaşlara öncelikli olarak bir önalım hakkı ortaya çıkmaktadır. Bu hakkı kullanabilecek olanlar paylı malda payı olan kişilerdir. Ön alım hakkı alıcıya dava açılarak kullanılır (MK.734).

Söz konusu maldan ayrılacak pay maldan aynen ayrılamaz ve payı isteyen paydaş bulunamazsa hakim, davalıya payını devretmesi için bir süre belirler ve bu süre içinde devredilemeyen malın açık artırmayla satışına karar verir. Satış kararı, cebri icra yoluyla paraya çevirmeye ilişkin hükümler uyarınca yerine getirilir (MK.696/5). Diğer hak sahiplerinin çıkarılması: Bir paydaşın çıkarılmasına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla, pay üzerinde intifa veya diğer bir aynî ya da tapuya şerh edilmiş kişisel yararlanma hakkı sahipleri hakkında da uygulanır. Ancak, devri caiz olmayan bir hakkın uygun bir tazminat karşılığında sona ermesine karar verilir (MK.697). KAYNAKÇA:

DOKTRİN Akıntürk, Ateş, Medeni Hukuk 25. Baskı, Ankara 2019, s.425 Ayan, Medeni Hukuka Giriş 12. Baskı, Ankara 2016, s.111. MEVZUAT 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu


122 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör